Kurban Bayramı’nda artan et tüketimi ve hareketsizlik kalp sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, ‘Tatil Kalbi Sendromu’ riskine dikkat çekerek önlemleri sıraladı.
Kurban Bayramı süresince artan kırmızı et tüketimi, düzensiz beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik, kalp sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturabilir. Yurt dışında ‘Holiday Heart Syndrome’ olarak bilinen ve bayram dönemlerinde daha sık rastlanan bu durum, özellikle risk grubundaki bireylerin dikkatli olmasını gerektiriyor.
Doç. Dr. Gültekin Günhan Demir, bayram dönemlerinde sadece acemi kasap vakalarının değil, aynı zamanda kalp krizi ve ritim bozukluğu gibi acil kardiyolojik rahatsızlıkların da arttığını belirtti. Yoğun yemek tüketiminin olduğu özel günlerde acil kardiyoloji başvurularında belirgin bir artış gözlemlendiğini ifade eden Demir, Türkiye’de de Kurban Bayramı’nın benzer etkilere sahip olduğunu, hatta durumun daha ağırlaşabileceğini söyledi.
Kurban Bayramı boyunca süren aşırı kırmızı et, kavurma ve sakatat tüketimi, yüksek kolesterol, doymuş yağ ve tuz alımını artırıyor. Bu beslenme şekli, pilav, börek ve ayran gibi ek ürünlerle birlikte vücuttaki tuz yükünü daha da yükseltiyor. Bayram süresince genellikle hareketsiz bir yaşam tarzı benimsenmesi, kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor.
Özellikle 40 yaş üstü bireyler, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve kilo fazlası gibi risk faktörlerine sahip kişilerin bu dönemde daha dikkatli olması gerekiyor. Demir, beslenmede ölçülü davranmanın önemine vurgu yaparak, et tüketiminin yanında bol yeşillik tüketilmesi, öğün aralarının uzatılması ve porsiyonların küçültülmesi gerektiğini önerdi. Ağır yemeklerin ardından şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların tercih edilmesi, sigaradan kaçınılması ve mümkünse kısa yürüyüşler yapılması tavsiye ediliyor.
Büyükbaş hayvan kesimi, önemli derecede fiziksel efor gerektiriyor. Yakın zamanda kardiyak kontrol yaptırmamış kişilerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini belirten Demir, 40 yaş üstü bireylerin kendilerini zinde hissetseler bile, ani ve yoğun fiziksel yüklenmenin altta yatan damar tıkanıklıklarını tetikleyebileceğini vurguladı. Bu nedenle, risk grubundaki kişilerin profesyonel destek alması büyük önem taşıyor.
Bayram ortamının bozulmaması endişesiyle birçok kişi, yaşadığı şikayetleri erteleyebiliyor. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve baskı hissi gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirten Demir, bu tür şikayetlerin hazımsızlık olarak değerlendirilmesinin yanlış olabileceğini söyledi. Belirtiler hissedildiğinde vakit kaybetmeden acil servise başvurulması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, ağır yemeklerin ardından uzun yolculuklara çıkılmaması önerildi.
Yorum Yap