İkinci el bir dağıtım transformatörü değerlendirilirken en sık yapılan hata, kontrolleri yanlış sırayla yapmaktır. İşleyen sıra ihtiyacın yazılı tanımıyla başlar, etiket okumasıyla devam eder, sahada gözle yapılan kontrole geçer, ardından belge setini ister ve en sonda ölçüm ile teslim koşullarına bakar. Bu sıra korunduğunda uygun olmayan ünite ilk iki adımda elenir. Sıra bozulduğunda ise saha…
İkinci el bir dağıtım transformatörü değerlendirilirken en sık yapılan hata, kontrolleri yanlış sırayla yapmaktır. İşleyen sıra ihtiyacın yazılı tanımıyla başlar, etiket okumasıyla devam eder, sahada gözle yapılan kontrole geçer, ardından belge setini ister ve en sonda ölçüm ile teslim koşullarına bakar. Bu sıra korunduğunda uygun olmayan ünite ilk iki adımda elenir. Sıra bozulduğunda ise saha ziyareti ve ölçüm emeği, baştan elenmesi gereken bir ünite için harcanır.
Yazılı bir ihtiyaç tanımı olmadan yapılan inceleme, ünitenin genel olarak iyi mi kötü mü olduğunu tartışmaya döner. Oysa satın alma kararında sorulan soru bu değildir. Soru, bu ünitenin bu tesise uygun olup olmadığıdır. Aynı ünite bir tesis için doğru, komşu tesis için tümüyle yanlış olabilir.
Fark genellikle elektriksel durumdan değil eşleşmeden doğar. Sekonder gerilimi veya bağlantı grubu tesisin mevcut şebeke yapısına oturmayan bir ünite, hiçbir sorunu olmasa bile kullanılamaz. Bu nedenle güç, gerilim seviyeleri ve bağlantı grubu tanımı, saha ziyareti planlanmadan önce netleşmiş olmalıdır.
Etiket, transformatörün üzerinde taşıdığı kalıcı kimlik kaydıdır. Bir ikinci el trafo değerlendirmesinde ilk bakılacak yer burasıdır, çünkü etiket hem ünitenin ne olduğunu hem de hangi kayıtla eşleştirileceğini söyler. Seri numarası olmadan elinizdeki hiçbir raporun bu üniteye ait olduğunu gösteremezsiniz.
Etiketin sınırı da aynı ölçüde önemlidir. Üzerindeki değerler tasarım değerleridir ve ünitenin bugünkü halini anlatmaz. Sargısı yenilenmiş, kademe değiştiricisi değişmiş veya yalıtım sıvısı tazelenmiş bir ünitede etiket aynı kalır. Kısacası etiket “uygun mu” sorusunu kapatır, “bugün hangi durumda” sorusunu açık bırakır. O soruyu kapatacak olan belgelerdir.
Satın alma sürecinde toplanan kağıtlar aynı işi yapmaz. Her biri farklı bir zaman dilimini ve farklı bir soruyu temsil eder. Hangi belgenin neyi kapattığını bilmek, eksik gelen bir dosyanın kabul edilebilir olup olmadığına karar vermeyi kolaylaştırır.
|
Belge |
Cevapladığı soru |
Cevaplamadığı soru |
|---|---|---|
|
Etiket |
Ünite hangi güç, gerilim ve bağlantı grubunda tasarlandı |
Ünitenin bugünkü elektriksel durumu ne |
|
Üretim test raporu |
Ünite fabrikadan hangi değerlerle çıktı |
O tarihten bu yana üzerinde ne değişti |
|
Servis, sarım ve onarım kaydı |
Üniteye hangi işlem, ne zaman ve hangi kapsamda yapıldı |
İşlem sonunda hangi değerlere ulaşıldı |
|
Güncel ölçüm raporu |
Ölçüm anında ünite hangi değerleri verdi |
Nakliye ve bekleme sonrasında aynı tablonun korunacağı |
|
Kalite ve hizmet yeterlilik belgeleri |
Ölçümü yapan kuruluş hangi sistem kapsamında çalışıyor |
Tek bir ünitenin uygunluğu |
|
Teslim ve garanti yazısı |
Sorun çıkarsa kapsam ve muhatap kim |
Ünitenin sahada göstereceği çalışma performansı |
Tablonun pratik karşılığı şudur: bir belgenin yokluğu tek başına ret gerekçesi değildir, ancak o belgenin kapattığı sorunun cevapsız kaldığı anlamına gelir. Eksik belge yerine hangi kaydın konulabileceği konuşulmadan ilerlemek, kararı belirsizlik üzerine kurar.
Dosya eline geçtikten sonraki iş, tek tek okuma değil karşılaştırmadır. Birkaç dakikalık bu çaprazlama, sonradan çıkacak uyumsuzlukların büyük bölümünü baştan görünür kılar.
Bu kontrolde en sık çıkan sorun sahtecilik değil kopukluktur. Rapor gerçektir, ünite gerçektir, fakat rapor başka bir üniteye aittir ya da sarım işleminden önce düzenlenmiştir. Tarih sırası bozuksa rapor, ünitenin bugünkü halini değil geçmişteki bir halini belgeler. Bu ayrımı yakalamak için ölçüm bilgisine değil, yalnızca tarihleri doğru sıraya dizmeye ihtiyaç vardır.
Bir raporun değeri, yalnız içindeki değerlerle değil, ölçümü yapan tarafın kimliği ve çalıştığı standart kapsamıyla birlikte okunur. Sözlü beyan ile tanımlı bir standart kapsamında düzenlenmiş rapor arasındaki fark, sayıların büyüklüğünde değil, sayıların nasıl elde edildiğinin izlenebilir olmasındadır. Bu yüzden rapor isterken hangi standardın adının yazıldığına bakmak, değerleri tek tek tartışmaktan önce gelir.
Ufuk Transformatör bu tarafta kendi laboratuvarını kullanır. 1998 yılından beri Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde 2000 m2 kapalı alanda çalışan firma, ölçüm ve deneylerini TS EN 60076 ile IEC 60156 kapsamında yürütür ve satışa hazırladığı üniteleri test raporlu teslim eder. Firmanın ISO 9001:2015, TSE-HYB Hizmet Yeterlilik Belgesi ve Marka Tescil Belgesi bulunur. Bu belgeler tek bir ünitenin uygunluğunu göstermez; ölçümün hangi sistem içinde yapıldığını gösterir. İkisini ayırmak, dosyayı doğru okumanın parçasıdır.
Kontrol sırası ünitenin uygun bulunmasıyla bitmez. Karar verildikten sonra dosyaya girmesi gereken birkaç kayıt daha vardır ve bunlar genellikle en çok atlanan kısımdır.
Yüksek gerilim ekipmanında montaj, bağlantı ve devreye alma işlemleri yetkili teknik ekip tarafından yapılır. Satın alma tarafındaki kontrol, ünitenin ve belgelerinin uygunluğunu doğrulamakla sınırlıdır; sahada uygulama tarifi bu kapsamın dışındadır.
Hayır. Yılları geride bırakmış üniteler için üretim raporunun kaybolmuş olması olağandır. Bu durumda boşluk, tanımlı bir standart kapsamında alınmış güncel bir ölçüm raporuyla kapatılır. Eleme kararını raporun yokluğu değil, yerine hiçbir kaydın konulamaması verir.
Rapor hangi standart kapsamında düzenlendiğini yazıyorsa, seri numarasıyla üniteye bağlanabiliyorsa ve üniteye yapılan son işlemden sonraki bir tarihi taşıyorsa değerlendirme için genellikle yeterlidir. Bu üç koşuldan biri sağlanmıyorsa ayrıca ölçüm istemek yerinde olur.
Etiket kontrolünden hemen sonra. Belge talebi sürecin sonuna bırakıldığında ünite üzerinde zaten zaman ve emek harcanmış olur, eksik belge de o noktada göz ardı edilmeye başlar. Erken istenen belge, elemeyi en az emekle yapmanın yoludur.
Yorum Yap